Hamid'in en meşhur eseri Makber'dir.
Eyvah ne yer ne yar kaldı
Gönlüm dolu ah u zar kaldı
Şimdi buradaydı gitti elden
Gitti ebede gelip ezelden
Ben gittim o haksar kaldı
Bir köşede tarumar kaldı
Baki o enisi dilden eyvah
Beyrutta bir mezar kaldı
Nerde arayayım o dil rübayı?
Kimden sorayım o bi-nevayı?
Bildir bana nerde, nerde ya Rab?
Kim attı beni bu derde ya Rab?
Derler ki:Unut o aşinayı,
Gitti, tutarak reh-i bekayı.
Sığsın mı hayale bu hakikat?
Görsün mü gözüm bu macerayı?
Sür'atle nasıl değişti halim?
Almaz bunu havsalam,hayalim
Bir şey görürüm, mezara benzer..
Baktıkça alır, o yara benzer.
Şeklerle güzar m'eder leyalim,
Bir sadme-i inkilaptır bu,
Bilmem ki yakın mıdır zevalim?
Çık Fatıma,lahdden kıyam et,
Yadımdaki haline devam et.
Ketm etme bu razı, söyle bir söz,
Ben isterim ah öyle bir söz....
Güller gibi meyl-i ibtisam et,
Dağ-i dile çare bul, meram et:
Bir tatlı bakışla, bir gülüşle
Eyyam-ı hayatımı tamam et.
Ey yar, şu nev-bahar-sensiz
Ben anlıyorum ki yar sensin!!
Ettikçe nigah bahr ü berre
Birden sanırım ki bazı kerre
Meşcerdeki rüzgar sensin
Türben görünce, anlarım ki,
Öldüm, bana türbedar sensin..
Hamid bunu 1885'te ölen eşi Fatmaya aynı yıl yazmıştır.
Bu müthiş aşk dolu şiiri yazan Hamid, Fatma'nın senesi dolmadan evlenmeye çalışmıştır ama evlenmek istediği İngiliz hamfendinin ailesi izin vermediği için evlenememiştir.
Bundan 4 yıl sonra 2.evliliğini yapıyor ama 2.eşi de ölüyor. Ona da Makber gibi bir şiir yazmak istese de bu sadece bir tasarı olarak kalıyor.Yine bu 2.eşinin senesi dolmadan 3.kere evleniyor ama bu sefer evliliği yalnızca 20 gün sürüyor, boşanıyor.
Ve Lüsyen. Hamid 60 yaşında, Lüsyen 18 yaşında.Evleniyorlar.
Hamid çok çapkın bir adam ve bütün eşlerini de bol bol aldatıyor.
Ne bileyim ben erkek olsam aynı Hamid gibi olurdum.Aynı onun gibi çok kararsızım.




0 yorum:
Yorum Gönder